Tuesday, June 23, 2009
AKŞAM
Deniz Gökçe
Keynes olsa ne derdi?
Dün bu sütunda bir kitap tanıtımı yapmıştım. 2009 yılında birkaç ay önce, Princeton Üniversitesi'nden yayınlanan kitabın yazarları, U.C.Berkeley ekonomi profesörü ve 2001 yılı Ekonomi Nobel Ödülü sahibi George Akerlof ile Case-Shiller endeksinin yaratıcısı Yale Üniversitesi profesörü Robert Shiller idi! Kitabın adı ise 'Animal Spirits' (bu kelimeler dilimize 'Hayvani Ruh' adı ile tercüme ediliyor). Kitap insan psikolojisinin global kapitalizmi nasıl etkilediğini, yönettiğini ve krize sürüklediğini vurguluyor. Yazarlara göre aslında, Keynes'in 'Genel Teori' adlı eserinin, açık bütçe ve gevşek para politikası tavsiyelerinin yanında içerdiği bir diğer mesaj pek fark edilmemiş, dikkat çekmemişti. Keynes kitabında klasik iktisadın 'rasyonel insan' kavramına itiraz etmekte idi. Keynes birçok ekonomik faaliyetin rasyonel ekonomik nedenlerle yapıldığını kabul etmekle beraber, 'animal sprits' adını koyduğu irrasyonel yaklaşımların inkar edilemeyecek kadar büyük bir katkı yaptıklarını, insanların salt rasyonel ekonomik motivasyonları olmadığını ve bugün gözlemlediğimiz ekonomik dalgalanmaların temel kaynağının da bu tür irrasyonel insan davranışları olduğunu vurguluyordu. Keynes'e göre büyük işsizlik ve daralma dönemlerini, önemli ölçüde bu tür 'hayvani insan yaklaşımlarına' borçlu idik. Nasıl klasiklerde Adam Smith'in 'görünmeyen eli' piyasa ekonomisindeki 'stabilitenin kaynağı' idi ise, Keynes'in vurguladığı 'animal spirits kavramı' da piyasa ekonomisindeki dengesizliklerin kaynağı idi ve makroekonomik modellemeye alınmalıydı. İşte bugünün makroekonomik yaklaşımında bu faktöre dikkat edilmemesi yukarıda adını verdiğim kitabın yazarlarına göre en önemli teorik zayıflık.Bugün Keynes gene moda oldu ve akademik ortamda ve medyadaki tartışmalar sürekli Keynes'e referans verilerek yapılıyor. Ama eski kavgalar da yeniden gündeme geliyor. 30 Mayıs 2009 tarihinde ünlü Harvard tarihçisi Niall Ferguson ile Nobel'li iktisatçı Paul Krugman medyada birbirlerine girmişti. Konu büyük bütçe açıklarının faizleri yükselterek, destek operasyonlarının reel büyüme etkisini büyük çapta sileceği ve elimizde sadece bütçe açıkları ve borç stoku artışı kalacağı, desteklerin büyük reel kazanç sağlamayacağı konusu idi.İlginç şekilde Keynes'in üç ciltlik en son biyografisini yazmış olan Robert Skidelsky de sonunda tartışmalara katıldı (10 Haziran 2009 Financial Times sayfa 9). Skidelsky açıklamaları ile destek paketlerinin, yani artan bütçe açıkları ve kamu borcunun etkisi konusunda Keynes'in pozisyonunu yeniden gündeme getirdi.İlginçtir, Skidelsky, 'John Maynard Keynes: The Return of the Master' adlı yeni bir kitap yazmış bulunuyor ve kitap eylül ayında satışa çıkacak. Skidelsky ayrıca önümüzdeki günlerde İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde de, bir konuşma için bulunacak. Skidelsky yukarıdaki tartışmanın aslında çok eski olduğunu ve Keynes ile İngiltere Hazinesi'nin temsilcileri arasında 1929-1930 arasında aynı tartışmanın geçtiğini hatırlatırken, Hazine'nin Keynes'e kamu kağıdı satarak finanse edilen harcamaların özel harcamaları eşit miktarda azaltacağını söylediğini ama Keynes'in, bu doğru olsa, özel harcamanın etkisine de aynı gerekçe ile itiraz edilmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, bu nedenle Hazine tezinin yanlış olduğunu söylediğini vurguluyor. Skidelsky, İngiliz Hazinesi'nin sonra tez değiştirdiğini ve tehlikenin ek devlet harcamasının fiziki etkisinden daha çok psikolojik etkisinden kaynaklanabileceğinin önemli olduğunu vurgulamaya başladığını ekliyor. Bu teze göre devlet harcamalarının ve gerçekleşecek bütçe açığı ve borç stoğunun çok fazla artmasının, rasyonel olmasa da devletin iflası şüphesi anlamına geleceği öne sürülüyor. Bu da finansmanın zorlanması anlamına geliyor. Paul Krugman da bu tür psikolojik gelişmenin 'capital flight' denen sermayenin kaçışı olgusuna neden olabileceğini zaten peşinen kabul ediyor.Skidelsky'ye göre Keynes farklı zamanlarda farklı modeller kullanılması gerektiğine inanıyordu. Ona göre bazen piyasalar klasik veya yeni klasik modellere uygun ve istikrarlı işleyebilirdi. Ama bazı zamanlarda da piyasa kötü çalışır ve kötü sonuçlara götürürdü. Piyasa çalışmadığı zaman da aynen bugün yapıldığı 'animal sprits' karşısında devletin özel önlemler alması gerekirdi. Yeni Keynesyen politikalar gerekebilirdi. Skidelsky'nin yorumuna göre, Keynes'in devrimi, kötü bilim ile iyi bilimin kavgası değildi. Devrim durumun hangi tür durum olduğu belirlenirken, 'bad judgement' ile 'good judgement' arasında bir çekişme idi (judgement değerlendirme veya yargı olarak tercüme edilebilir). Yarın bu sütuna aktaracağımız konu 'judgement' yani yargı gerektirecek bir konu. IMF'in 9 Haziran tarihli en son çalışmasına göre 10 en gelişmiş ve zengin G20 ülkesinin brüt kamu borçluluk oranları 2007 yılındaki yüzde 78 düzeyinden 2014 yılında yüzde 114 düzeyine yükselecek (en kötü senaryoda yüzde 150 düzeyine). Bu ülkelerin kamu brüt borçlulukları toplam 9 trilyon dolar artacak. Bu ülkelerin vatandaşları kişi başına 50.000 dolar borçlu hale gelecekler. Bu borçlar enflasyonla mı silinecek yoksa geri ödenmeyecek mi veya durgunluk uzun mu sürecek gibi çözümler var, hangisi gerçekleşecek? Burada psikolojik faktörler, beklentiler, irrasyonel yaklaşımlar ve 'animal spirits' herhalde önemli bir faktör olacak!
Yorum:
Keynes olsa, ne olurdu onun derdi?
Keynes, tıpkı 1930 yıllarda, ingiliz hazine temsilcileriyle kapıştığı gibi, bugün de, dünyadaki tüm sistem tamircisi iktisatçılarla kapışırdı.
İnsanın, paranın iktidarının neresinde olursa olsun, hala onun kölesi olduğunu bıkmadan vurgulardı.her durumda, kendisini dürten paranın ve sermayenin karşısında, güdülerine sarılan bir “spiritus animalis” olduğunun da altını çizerdi.
Küreselleşmenin bu evresinde, sistemi ve odağındaki insanı ancak, bilimin bir birini bütünleyen bütün dallarının katkısıyla, yerli yerine oturtabileceğimizi, ısrarla dile getirirdi.
Sistemi ve parayı kavrayıp, onu bir araç gibi kullanarak, küreselleşen sistemin yapısal sorunlarının halledilebileceğimizi,en yalın biçimde anlatır, ve de tek para,dünya parası, insanı ve dünyasını bütünleyecek tek araç budur, diye vurgulardı.
22.06.2009 17:04
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment