Saturday, June 27, 2009
Radikal
Dolar önemini yitirir mi?
KORKMAZ İLKORUR
25/06/2009
Dolara karşı bir seçenek oluşturulması fikrinin uluslararası düzeyde ilk seslendirilişini Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan yaptı. Nisan 2009'da Londra'da yapılan G-20 toplantısı öncesinde Xiaochuan yazdığı makaleler ile 'uzun vadede...
Dolara karşı bir seçenek oluşturulması fikrinin uluslararası düzeyde ilk seslendirilişini Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan yaptı. Nisan 2009’da Londra’da yapılan G-20 toplantısı öncesinde Xiaochuan yazdığı makaleler ile ‘uzun vadede, IMF’in ‘özel çekim hakları’ üzerine inşa edilmiş yeni ve uluslar üstü bir küresel rezerv birimi yaratılmasını’ gündeme getirdi. Bu teklifle birlikte, satır aralarında diğer dövizlerin, tabii özellikle Çin parası Renminbi’nin (Yuan) uluslararası işlemlerde daha fazla kullanılması fikri de seslendirildi. İlerleyen aylarda, bir test olarak, başta kalkınmakta olan ülkelerinki olmak üzere bazı merkez bankalarına 100 Milyar Dolar tutarında Renminbi ‘Swap’ limitleri açıldı. Tartışmalar böyle başladı. Ancak, Çin’in önerisi, küresel kriz devam ederken dolar üzerinde konuşmaların yaratabileceği daha derin olumsuz etkiler olabileceği ve bunun da başta Çin olmak üzere doların değer kaybından hayli zarar görebilecek ülkeler olacağı için ‘buzdolabına kaldırıldı’. Ancak, özellikle yükselen piyasa ekonomileri, ilk Çin’in seslendirdiği öneriyi ara sıra buzdolabından çıkartıp canlı tutmak niyetinde olduklarını gösteriyorlar. Zira, konu, çok büyük ölçüde, bu ülkelerin uluslararası para sisteminde daha etkili bir yere sahip olma talepleri ile de ilişkili. Konu, 16 Haziran 2009’da Sibirya’nın Yekaterinberg şehrinde yapılan BRIC toplantısının resmi gündeminde beklentilere rağmen yer almadı. Ama Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, toplantı sırasında uzmanlarla yaptığı görüşmelerde uluslararası para sisteminde yenilikler konusunda ısrarlı olduklarını belirtti ve satır aralarına Çin’in gündeme getirdiği çeşitlendirme önerisini de serpiştirdi. Tüm bu tartışmalar, görülebilir bir zaman dilimi içinde doların önemini nasıl etkiler? Her şeyden önce, IMF’in ‘özel çekim hakları’ üzerine inşa edilmiş bir rezerv para önerisinin şimdilik bir hayal olduğunu söyleyelim. Gerek küresel ekonomik, gerekse küresel siyasetteki asimetrilerin ve çıkar hesaplarının genişliği ve derinliği böyle bir olasılığı kurumsal açıdan görülebilir bir zaman dilimi için imkânsız kılıyor. İkincisi, zaman zaman sözü edilen altına geri dönülmesi de giderek büyümüş olan dünya ekonomisinin ihtiyacını karşılayacak arz yetersizliği nedeni ile çok zor. Bugün dünyada ikinci rezerv parası olarak ‘avro’ var. Uzun vadede doların tahtını sağlayabilecek araç belki o. Ama onun da daha çözmesi gereken önemli sorunları var. Zira, her an mevcut veya kendisine katılacak yeni ulusların yanlış politikalarına esir olabilir. O zaman, yeni rezerv para rolünü üstlenebilecek araç olarak geriye bir tek ‘ulusal para’lar kalıyor. Bir ulusal para biriminin, doların yerini alabilecek ve/veya mevcut önemini azaltıp azaltmayacağını irdeleyebilmek için önce ‘önem’den ne kastedildiğine açıklık getirmek gerekiyor. Bir ulusal para, uluslararası alanda üç derecede önem arz eder: Birincisi, ‘uluslararası kabul edilirlik’. Bu, büyük ölçüde ülkenin uluslararası ticaret ve yatırımdaki payı ile ilişkilidir. Ama, oran ne kadar büyük olursa olsun ülke parası Çin örneğinde olduğu gibi ‘konvertibl’ değilse uluslararası kabul edilebilirlik şansı çok kısıtlı kalır. İkincisi, ‘ikincil rezerv parası olmak’. Örneğin, Japon Yeni ve avro bu sınıfa girer. Bu sınıfta olabilmenin olmazsa olmaz şartı da sermaye hareketlerinin serbest olmasıdır ki, diğer ülkeler bu sınıfta olan ülkelerin para cinsinden olan finansal aktiflere yatırım yapsınlar, sermayelerini ve karlarını serbestçe kendi ülkelerine getirebilsinler. Üçüncüsü, ‘hâkim rezerv parası olmak’. Bu sınıfa girebilmek için çok gerekli koşul var. Ama bir tanesi var ki, işin belki temelinde yatıyor. Rezerv para konusu, yalnızca bir kredibilite sorunu değildir. Olay, küresel ekonomideki cari açık ve cari fazla dengeleri ile ilişkilidir. Cari fazla verenler, bu fazlayı bir yerlere, tercihan finansal varlıklara yatırmalıdırlar. Bunu yapabilmeleri için de birilerinin bu varlıkları yaratması gerekiyor. Diğer bir deyişle, birilerinin fazlasını borç olarak vermesi için birilerinin borç alma ihtiyacı içinde ve borç senedi üretiyor olması gerekir. Bu da, borç alma ihtiyacı içinde olanın bir ‘açık’ ülkesi olması demektir. Görünür gelecekte doların tahtını sallayabilecek bir ulusal paranın olup olmadığını bu ‘önemlilik’ kriterlerini dikkate alarak irdeleyince cevap olumsuz oluyor. Hele, tartışmaları başlatan Çin’in parası Yuan için şimdilik hiçbir ümit yok gözüküyor kanısındayım.
Yorum:
AKLIN YOLU
Sistemin zorunlu birikim sürecine temel karakterestiğini veren, güç ilişkileri düzeninde, aklın yolunu bulmak hep ağır bedeller ödenerek mümkün oldu. Günümüzde,sistemin üçüncü büyük krizinin yaşandığı bu evrede, HALA SİSTEME EGEMEN OLAN GÜÇ İLİŞKİLERİ düzeninde, fırsatları kollayan güçlerin yarattığı kaotik ortam, giderek geleceğimizi karartmakta. Dengesizliği artan ve yeni bir evrenin eşiğinde olan sistemin, artık yapısal sorunlarını halletmek ve yeni bir ilişkiler düzenine geçmek zorunluluklarıyla karşı karşıya olduğu açık..Gerekli koşulları oluşmuş olan bu değişim ve dönüşüm sorunları, yeterli koşulların oluşumunun sancıları içinde .1944lerde, KEYNES'İN DÜNYA PARASI ÖNERİSİNİ, kılıç gücüyle göğüsleyen ve Doları dünya parası tahtına oturtan ABD, sistemin bütünlenmesi için gerkeni yaparken, sistemin o koşullarda önünü azçarken, kendi ulusu içinde gerekeni yaptı!.Dünyayı Dolara boğdu, halkını mal'a!..Sonunda artık, miadını doldurdu.İkili karakteri, kaçınılmaz olarak doların sonunu getirdi,getirecek. Aynı yola, fırsat bu diyip, sinikce sıvananlar,Çin,Rusya vb.nin arzuları ise kursaklarında kalacak. Hele AB, onun kurucu babaları,bu insanlık için hedefsiz,kendileri için bir güç yaratma hedefli dar görüşlülükleri ile, yarattıkları,Dünya parası, reserve para olma şansını da yitirdiler, yitirecekler.Galiba dünya, gene bir akıl dışılık süreci yaşayarak dersini alacak. Gerçek bir dünya parası yaratmanın zorunluluğunu kavrayacak.Kavradığı ölçüde,sisatemin insan odaklı yeni evresinin perdesini açacak.Kaçınılmaz olarak perişan ettiği dünyasının ve türünün onarmanın yolunu bulacak. O zaman insanlık, gerçekten ortak rasyonel insan aklının bezediği bir dünyayı kurmaya, insan gibi koyulacak.Güç ilişkileri ve çıkar çatışmaları dünyasını aşacak, ortak aklın inşaşı, tüm birikimlerimizin katkısıyla birlikte, ortak dünyamızın ve ortak çıkarlarımızın korunup geliştirileceği, yeni bir yapılanmayla bu işe başlamak zorunda. Ama öncelikle, bu durumun farkında olan, anlayan, kavrayan insanlar bu sorunu, giderek tüm boyutlarıyla konuşmalı, tartışmalı.Katkılarla bu top yuvarlanmalı.Dünüyle, bugünüyle geçmişi yüklenip, yarına, ortak geleceğimize bakan, bakabilen insanların aklı, ortak olabilir, onlar ortak aklın yolunu bulabilirler.
27/6/20090:2
yurdaer erşan -
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment